13 Kasım 2009 Cuma

bugün..

bugün mecidiyeköydeydim.annemin banyosu için tadilat
yapılması gerekiyor aslında zamanı olmasa da bir açıdan
elzem bir durum hasıl oldu..su tesisatı eski borulardan olduğu için
sızıntı yapıyor dolayısıyle duvarlara nem veriyor..

vitra'dan baktım gayet güzel şeyler var,birde 100 de 30
indirim varmış denk geldi şayet işini düzgün yapan usta
bulabilirsek ne alaa hemen başlatıcam..

ordan cevahir'e doğru yol aldım,mağaza mağaza dolaştım
ayaklarım mahfoldu yine.bundan sonra yanımda yedek
ayakkabı taşıma kararı bile aldım o kadar fena yani..

bikaç gün sonra doğum günüm olduğu için kendime
uygun bir hediye arandım,romantik biri olmadığımı
söylemiştim ya dolayısıyle eşimin doğum günü hediyesi
olarak ne alacağına karar verdim:))
aslında doğum günü vs.. gibi özel günleri anımsamak hoş
olsa da çokta kutlanası bir gün olarak görmüyorum..
ama madem günün anlam ve önemine dair bir hediye
alınacak sevdiğim birşey olmasında mahsurda yok hani:))

velhasılıkelam ben deri bir çanta beğendim eşime doğum
günü hediyemi belirlediğimi söyledim.çocuklar gibi heyecan
lıyım artık elime alıncaya kadar heyecandan duramam ben..
29 oluyorum hadi bakalım nice senelere..


..

11 Kasım 2009 Çarşamba

aarizi durum..

*bir haftadır şunu yazıyım bunu yazıyım dedim,dedim ama
resim eklemekte sorun yaşadığım için,herdefasında
(bu defa blogerdan kaynaklı)
amaaan deyip kapadım.beni illet etti yani..

*geçen hafta çarşamba günü topkapı sarayını
gezmeye gittim,hafta içi daha sakin olur diye
düşünmüştüm fakat turistler sağolsun durur mu?

akın akın gelmişler,aralarında en çok çinli turist kafilesi
dikkatimi çekti maskeleriyle dolaşan çinlileri görünce,
sanki çok temizsinizde dedim içimden,ama taksınlar biryerdede
iyi yapıyorlar hatta çinlilere maske takmayı şart koşmak lazım..
tüm haşeratı yiyen onlar,neme lazım bulaştırmasınlar virüs filan..
bizim derdimiz bize yetiyor,gelmişken birde fare,yada goril gribi
getirmesinler oralardan..


sonra yağmurun hızlanıcağını hesap etmeyen ben
şemsiyemi arabada bırakıp sarayın bahçesinde kenardan
kenardan dolaştım..yine de ıslandım o ayrı tabi:))
4 saat boyunca harem hariç heryeri dolaştım,
hareme girmek ayrı ücrete tabiymiş 20 tlye gezilebiliyormuş.
turiste yapıyorsun anladıkta vatandaşına da aynı
muamele nedir yani..sonra kültür miraslarımıza ilgi yok,
vatandaş geçmişini tanımıyor ağıtları yakarlar,
vatandaşa ne kadar maaş veriyorsunda kültür mirasını
gezecek?..laf..


*heryerde ispak var artık arabanı çekip şöyle
dolaşamıyorsun,anında bitiveriyor yanında..birde iş
yapar triplerindeler ya haspinallah diyorum böyle..
sağ yap sağ sağ az sol kır biraz ..demesen parkedilmeyecek dimi o
arabalar?Allah razı olsun ya ne büyük iş beceriyorsun sağ sol yap
filan..


*birde ütüm bozuldu,geçenlerde hakkında olumsuz yorumlar
yapmıştım alındı mı naptı?ütü yaparken ütüyle konuşuyorum.
mesela son ütü seansımda, ütüye alınacağı sözler söylemiştim
buhar kazanlı ütü olsaydı şimdi ooo, senle böyle uğraşıp duruyorum,
bozulsanda ondan alsam dediydim zahar alındı herhal:))


bozulmasına bozuldu ama,ben ütüyü tamir ettirip kullanıyım
diyorum alalı 2.5 sene oldu phılıps'ın. ama tefal ütüde bence
daha iyi, annemin ütüsü tefal 11 yıldır ilk günki buharıyla
çalışır, bizimki beni yarı yolda koydu..


..

10 Kasım 2009 Salı

anıyoruz..


05 Kasım 2009 Perşembe

o anları anımsatanlar..

mandalina kokusu:9-10 yaşlarındaydım.o zamanlar
meyveyi, özellikle mandalinayı çok severdim..
salonda sobamız vardı,annem pazardan geldiğinde,
ilk işim mandalinayı arar, poşetten bikaç tane alır,
önce koklar,sonra soyup kabuğunu abimin göz
lerine sıkardım:))tabi bu bikaç kez olabildi..
sıkıcam diye kapatıyordu, extradanda bağırıyordu:)
'bi sık bi sık onu ,nolucağını göstericem sana,hadi
sıksana' diye birde höykürürdü:)
sonra kabuklarını sobanın üstüne koyardım,evi
bir koku sarardı..


kurutulmuş fasulye kokusu:taze fasulye'yi ipe dizip
kurutular bizim oralarda,vede çok severiz yapmayı..
annem bu yemeği yaparken aklıma hep köy gelir..
fasulye kokusu bana ebemin(annemin babaannesinin
ambarının kokusunu anımsatır)


odun kokusu bana çocukluğumda köye gittiğimizde
köylülerin ortada koca bir kazan suyu ısıttıkları
ana götürür,ellerinde tahta tokmaklarla hacışakir
sabunlarla çamaşır yıkarlardı..


kahve kokusu da biryere gittiğimizde türk kahvesi
ikram edilirdi bende isterdim,annem 'kızlar kahve
içmez'derdi:)o zaman daha bir kıymetlenirdi:)


ıhlamur kokusu yine beni sobamızın olduğu anlara
götüren bir kokudur..diğer odalar serincedir hani..
tek bir oda sıcacıktır..ıhlamur fokurdar aliminyum
çaydanlıkta..kokusu odayı sarmışır..


bana 5 önemli kokuyu yazmam için mim gönderen ve
hatıralarımı canlandıran minik adakuş'un annesi
tekir' e teşekkürlerimi sunuyorum..


..

03 Kasım 2009 Salı

aklıma gelenler..

sonbahardan mıdır bilemiyorum..içimi kuşatan bir
dinginlik var..havanın soğuğu önce ayaklarımı sonra
burnumun ucunu soğuttu..ısıtmak güç..

bu havalar bana her an bişeyleri hissettiriyor,
onu farkediyorum..

meselaa teyzemin kızıyla bu havalarda bolca gezerdik.
beşiktaşta sahilde beltaş var, orda kumpir yemek güzel
olurdu..sonra kokoreç yemek..

meselaa boza içmek ne güzeldir..hele taze kavrulmuş
sıcacık leblebiyle..ama mekanında içmek lazım..
öyle market rafından alıp evde içmekle olmaz..
vefaya gidiceksin,hava kararmış olucak..
ağzından soğuk dumanlar çıkıcak,öyle tadı çıkar yani..

ellerini oğuşturucaksın biraz..ama ne fayda.. ısınmaya
yetmicek ve bu defa iki elini birbirine yaklaştırıp,
avucunun içine huuuh diye sıcak bir nefes gönderceksin..

sonraa işkembeciye gitmek lazım bir akşam sonrası..
aile salonu olan bir dükkan..
balat işkembecisi güzeldir mesela..
çorbanı içiceksin,sarımsaklı..birazda sirkeli..

bir günde buz gibi soğuğa aldırış etmeden sıcak çay
yudumlamak lazım..külahta çekirdek yok artık di mi?
hani küçük çay bardağıyla külaha doldurulurdu..
külahımı kendim yaparım,çekirdeğide içine boşaltınca
oldu bitti..

meselaa sahlep içmek lazım birde..bol tarçınlısından..
içerken dilini yakmalı..

birde soğuyan camları ağzımdan çıkan sıcak buharla
huuuuh yapmam lazım..çocukken ne çok yapardım..
beğenmessem silip tekrar tekrar yazmalıyım içimden
geleni kısa öz...


..

02 Kasım 2009 Pazartesi

pazar gezisi..

dün saat 2.30 sıralarında beşiktaş yıldız parkına gitmeye
karar verdik ve yola koyulduk,oraya vardığımızda arabayla
en yukarılara çıkıp,parkettik.sonra ağaçların rüzgarla
hışırdayan sesine kulak verip,yürüdük yürüdük yürüdük..


gezerken malta köşkünün göletinde bulunan ördeklere
uğradık,suyun ve havanın soğuğuna aldırış etmeden
ahenkle yüzüyorlardı..

yürürken keçiboynuzu ağacına rastladık,dallarda küpe misali
sallanan keçiboynuzlarını ilk defa görmenin verdiği neşeyle
yerdeki keçiboynuzlarını elime alıp eşime ufak çaplı bir konferans
verdim:)yerlere o kadar çok dökülmüştü ki mis gibi tatlı bir koku
sarmıştı yolu..


gün, birkaç saat sonra puslu,soğuk bir ikindi sonrasına bıraktı
kendini..şale köşkünden puslu bir boğaz manzarası..
iyiki çıkarken eldiven ve atkılarımızı almışım,yoksa baya üşücektik..

yürüdük çok keyifliydi,malta köşkü bahçesinden akşam üstü
boğaz..

sararmış yaprakların hışırtıları arasında ben..


yıldız sarayının nadide porselenlerinin üretildiği yıldız parkı
içinde bulunan yıldız porselene uğradık,çinileri,tabakları,vazoları
inceledik,çıkarken yapılan çalışmalarn bulunduğu kitap hediye
edildi..artık yorulmuştuk ve bişey yemesek olmazdı:)


çadır köşkünün bahçesindeki bir masaya oturduk,aslında
havanın yağmurlu olması sebebiyle bahçeye servisleri yokmuş
ama sağolsunlar yemeği bahçeye getirdiler..
karides güveci hiç tadmamıştım,ondan sipariş ettim,tadını
gayet lezzetli buldum..

iki tekir, güveci görünce masum masum bakındılar,üçümüz bölüştük..

resmi yükleyemedim niyeyse,halbuki sandalyade biri bizle oturuyordu:)

işte böyle..

31 Ekim 2009 Cumartesi

doğal tatlar..

eşimin ailsinin bahçelerindeki hurma ve mandalina
ağaçlarının mahsulleri,mandalinalar yeşil yeşil ama
tatları çok güzel..ekşi bir tatla karşılaşacağımı düşün
müştüm halbuki..tadları azcık ekşi ama olmuşlar..
hurmanın bir kaç türlüsü olduğunu eşimden sonra
öğrendim.mesela bu hurma sert olmasına rağmen
olgunlaşmış,acı hurma olarak tanınıyormuş..
birazcık ağız buran bir tada sahip..


eşimin sevdiği bir yemek olmalı ki annesi buzdolabı poşetine
koyup sarıp sarmalayıp tarifiylen beraber göndermiş:)
eşim görünce duygulandı..pek bir kıymetlidir laf aramızda:)


tarif üzre yapıcam umarım güzel olur..bence olur:))


bu da eşimin çok çook sevdiği incir reçeli..insan yemeye
kıyamıyor,nasıl güzel nasıl berrak..
hani reçellerden bahsederken incir reçeli bittiğinden
gösterememiştim..eşimin annesi çook güzel reçel
yapıyor,sanırım çok zevk alıyor olmalı ki reçel konusunda
duayen kabul edilebilir..
sağolsunlar varolsunlar..kivide bekliyordum fakat daha
olmamışlar..k.denizin bu kadar verimli olduğunu oralara
gidince daha bir anlamış oldum.o kivileri görünce aklım
şaşmıştı..
işte böyle..