25 Kasım 2009 Çarşamba

bugün..

bir bayram daha geldi..ev genel olarak derli toplu
olsa da ince bir ayar gerekiyordu..
çekmeceler,gardrop ve diğer dolaplara el atıp düzeni
maksimuma taşımaya çalıştım..
sonra düzenlediğim çekmeceleri açıp kapatıp gülümsedim..
bilmiyorum herkeste bu haller oluyor mudur?
gardropun kapaklarını tekrar tekrar açıp düzenlenmiş
şeylere bakmak hoşuma gidiyor..

sonra..

kurban bayramında yine beni herzamanki hüzün sardı..
çocukkende hüzünlenirdim..anneme'anne keşke kurban
bayramı diye bişey hiç olmasaydı'derdim..
kurbanlık hayvanların daha güzel bir sebeple Allah rızası
için kurban edildiğini bunun dinimizin bir vazifesi
olduğunu anlatırdı..

düşünürdüm..

normal günlerde hergün onbinlerce hayvan bizler
beslenelim diye kesilmiyor muydu?
onların canı kıymetsiz miydi?
tavuğu,dana etini,köfteyi severek yemiyor muyduk?

düşünürüm..

işte burda mantığım ve dini inançlarım devreye girer,
Allah rızası için yapılan bir eylemi-konunun özünü
ele aldığımızda (bence)olumsuz yorumlara açık olmayan
bu konuyu halis niyetle yerine getirmenin gerekliliği
kanaatine varırım..

Rabbim katında makbul eylesin..

herkesin bayramını tebrik ediyor,hayırlara vesile olmasını diliyorum..


..

22 Kasım 2009 Pazar

pazar pazar..

iyi pazarlar efenim..buz gibi soğuğun kendini iyice
hissettirdiği bu vakitlerde bayadır ara verdiğim kitap
okuma faslıma geri dönmeyi arzu ediyorum..
seçtiğim kitap beni içine hapsedip mahzenlerinden
kurtulmayı istemeyecek kadar prangalara esir edecekmi
bilemem ama bu kitabı okuma teşebbüsüne geçmeyi
düşünüyorum..
hangi kitap derseniz üsttekinden bahsediyorum tabi ki..
alttaki kitap benim defalarca okumaya çalıştığım,kaldığım
yerden devam ettiğimde okuduğum geçmiş sayfalarla
arasında bağlantı kuramadığımdan keyif alamadığım
bir kitap oldu..okuyamadım evet..

tahsin paşanın yıldız hatıralarını okumaktan keyif
alacağımı düşünüyorum..belki belleğimi yada
içdünyamı sarıp sarmalıyacak bir kitap değil ama
öngörü,fikir,genelkültür anlamında fayda sağlayacağını
umuyorum..

kitaba başlamadan önce çikolatalı bir açılış yaptım,
tatlı başlangıçlar iyidir:)..


..

21 Kasım 2009 Cumartesi

mıyk mıykçılık..

başnot:eğer alıngan bir yapınız varsa lütfen yazıyı
okumayınız,okuyup alınırsanızda keyfiniz bilir:))
ben uyardım bi kere:P

bazen arkadaşlarla toplaşıyoruz ordan burdan
konuşurken konu eşler arası diyaloğa geliyor..
hani aslında konuyu ona getirmeye meraklı bir
arkadaşım sayesinde konu oraya gelecekte işte
biraz döndürüp dolaştırmadan edemiyor belliki..
sen eşine nasıl hitap ediyorsun diye soruyor bana..
adıyla yada canım diyorum-diyorum..
aşkım filan demezmisin?diye soruyor..
yoo aşkım lafı çok yapış yapış gelir bana mıyk mıyk
diyalogları sevmem bilirsin..
biz aşkımla birbirimize hep aşkım deriz,içimizden
geliyor insan kendini tutamıyor.. diyor..
(tebessüm ediyorum,biraz komik geldiği için,
birazda dokundurulam lafa cevap niteliğinde)

yakınlarda buluşmadık ama geçen çamlıcada oturan
arkadaşımdan sonra güneşlidekiyle daha sonrada şişlidekiyle
toplaşıp toplaşmama konusunda görüştük,toplam 12
kişilik grup üyelerinin herbiri ayrı bölgelerde oturduğundan
kışın görüşmenin zor olduğu kanaatine varıp,gelgit yapmaya
karar verdik..işte bunlar aklıma ordan geldi..

mesela bir arkadaşım daha var ki onun durumu baya
vahim..bizle konuşurken eşine, bey diye hitap ediyor
(mehmet bey)yani demek istediği ben eşime atıyorum
mehmet bey diyorsam sizinde mehmet bey
demeniz gerekir mesajı veriyor..
diyelim demesinede be güzel arkadaşım
biz mehmeti tee çocukkenden tanıyorduk ne zaman
bey paşa olup çıktı:))diye aklımdan geçiriyorum:)
bizim kızlar evlendikten sonra mıyk mıykçı olup
çıktılar anlıyacağın..
şimdi kız kocasına mehmet bey derken biz mehmet
efendi hazretleri filanmı desek diye düşünüyorum:))

eşime bu diyalogları anlatıyorum,bizim ayşe kocasına
bey diyo bilüünmü ahahaha..
bir erkek olarak sana sürekli aşkım desem
nasıl hissedersin diye soruyorum mesela;
eşimin cevabı aynen şu tiksinirim,aman aman deme..
gülmekten helak oluyorum anlıyacağın:))

tabi eş olan taraflar aşkımlı muhabbetlerden memnunsa
diyecek birşey yok ama dışarda gözlere sokulurcasına
yapılan mıykmıyklar komik geliyor bana..
evinizde başbaşayken yapın di mi:))

..

19 Kasım 2009 Perşembe

taç'ın sunduğu (reklam arası film)

severek izlediğim, aşkı memnu ve yaprak dökümü yaz
sezonundan sonra o kadar bayık bir hal aldılar ki uzun uzadıya
verdikleri reklamları beklemek bezdirir olup çıktı..
reklam arası sofra kuruyorum,film başlıyor..bir yandan
seyrediyoruz bir yandan yiyoruz, derken tekrar bir
reklam arası daha..o reklam arası balığı kızartıyorum
film başlıyor,izlemeye devam..
tekrar bir reklam arası yemek faslı nihayete erdiğinden
kaldırıyorum,film tekrar start veriyor..o arada tatlılar
yeniyor,sonra reklam arası çay suyu konuyor,bılaşık makinesi
boşaltılıyor,eşim içerden sesleniyor..'geeel gel başladı'hemen
işe kısa bir ara veriyor,içeri geçiyorum nasılsa
5 dakika sonra yine bir reklam arası var kaldığım
yerden devam ederim..
çay oluyor çay içerken nihal'i çekiştiriyorum,firdevs hanımın
kırışıklıklarını konuşuyoruz,birde behlül'ün embesilliğine
değinmesem hayatta olmaz:))yine bir reklam arası kendimi
mutfağa atıyor,kirli bılaşıkları suya tutup makineye
yerleştiriyorum..film yine başlamış daha ocağı silicem yaa..
diyerek salonun yolunu tutuyorum,beşirin elinde kamerayla
bihterle behlülü dikizlediğini görünce filmin bittiğinin
sinyalini alıyor ve ocağı silmek üzre uygun adım mutfağa
marş marş yapıyorum..film,reklam arası işleri
bitirmekle sonlanıyor..
anlıyorum ki reklam arası baya birşeyer yapılıyor..

ve film arası reklam değilde reklam arası film
izlediğimiz kanaatine varıyorum..



..

18 Kasım 2009 Çarşamba

birazda yemek..

paşabahçe'nin küçük kaplarında fırına dayanıklı mı değil mi
bilmeden denemek maksadıyla kek yapmıştım demiştim
ama o ara bluetooth bozulduğu için resmini koyamamıştım.
gösteririm dediğim için, koyma luzumu duydum,es geçsem içime
sinmezdi yani..

kek, bildiğin kek.. içine fıstık kremasıyla hindistan cevizi kattım,
ben, keki oldum olası sevmem,tadına bile bakmadım yani..
eşimin dediğine göre, güzel olmuşmuş(o da pek sevmez aslında
arasıra yapıyorum hevesimden):) bu kaplar fırın kabı mı bilmem
ama çatlamadan,patlamadan sağsalim görevini tamamladı:)

bu kekide çikolatalı damlalı,üzümlü yaptıydım,ramazan
bayramında görümceme giderken peynirli börekle
bu keki yanımda götürmüştüm.
misafirliğe giderken kekimle geliyorum duyurulur:))
bunlarda hani kışlık hazırlık yapmıştım ya ıspanak,havuç,
barbunya hepsi o dondurduklarım emeğin yemeğe
dönüşmüş hali diyebiliriz heralde:))

bunlarda patlıcan,biber,bamyakurusu..kaynar suda biraz
bekleyince patlıcan ve biberler doldurulacak şekle dönüyor..
bamya da yemek yapmadan önce kaynar suda bekletiliyor.
birde fasulye kurusu olur ki evde var ama resmi çekmedim
onu ayrı severim soğanı yumruk darbesiyle kırdıktan sonra
yanında yemek acaip lezzetli olur..
aslında aklımda okumaya niyetlendiğim kitapla ilgili
yazmak vardı ama geriye dönük olarak, 'resimleri koyarım'
sözüme istinaden aradan çıkarmak istedim..
işte böyle..

17 Kasım 2009 Salı

bir ben var, benden iiçeru..

balböcüklerinin annesi serpil bana;

bloguna neden bu ismi koydun? demiş..
-çocukluğumdan beri kırmızı ve mora karşı farklı
bir sempatim var.her rengi seviyorum ama kırmızı
ve moru bir başka severim..

blog yazarken star tribiyle istediğin bişey var mı? demiş..
-olmaz mı hangisini sayıyım..jakuzimde köpüklerin arasında
yanımda meyve tabağım,diğer yanımda bol köpüklü kayfem
olmadan ellerim tuşlara gitmiyor:))
ayol ne tribim olsun,kendisini tanımam bile..kim ki o?

en son aldığım garip şey?
-tahta çamaşır mandalı aldım,işime yarıcağından değil
görünce alıyım dedim:))

şeker gibi olduğum anlar?
-aslında benim mizacım şekere pek benzemiyor:))
ha illa bir şekere benzetmek zorundaysak naneli şeker
tadında biriyim azcık ferahlatırım yani:)))
sinirli bir tip değilimdir ama şirine gibide sayılmam..

şunu da sormayın dediğim şeyler?
-isteyen istediğini sorsun cevabını vermek
bana kalmış:))

aynaya bakınca gördüğüm?
-normal ebatlarda bir insan görüyorum:))

kendini okutan blog dediğim?
-duygusal inişçıkışları olmayan,haris olmayan,
içtenliğini hissettiğim,kasavetli renklerden uzak duran,
köşe yazarı modunda olmayan,hertelden çalan blogları
severek,kendi hür irademle takip ediyorum:))

ayrıca,blogunda bekçimsi gadgetler olanların blogunda
kendimi huzursuz hissediyorum,mesela 1 onlıne yazıyor
aha o benim, gecenin bir yarısı sap gibi elalemin blogundayım
hemen çıkıyım yakalanmadan filan diye afallıyorum:))

ben nerelerde gezerim nerde karşılaşabilirsiniz?
-yarın imza günüm var benim buyrun.. bu soruları
ilk kim icade ettiyse biraz fazlaca star tribindeymiş herhal..
hayır evli bir kadın işi de yoksa ve de sıradan biriyse
kim niye benle karşılaşsın di mi:))
millette allımorluyla nerde karşılaşırız diye yiyip bitirdi
kendini,tamam tamam açıklıyorum:))ben 7/24 evdeyim.
yapı marketlerde,alışveriş merkezlerinde,müzelerde
bulunmam olasıdır,ama genelde evdeyim..

beklerim efenim:))
hörmetler..

..

16 Kasım 2009 Pazartesi

acemi ben ve şimdiki ben..


blog yazmak bende an be an farklı hislere sebep oluyor.
farkettimde, ilk blog yazmaya başladığım mayıs aylarında,
yeni bir muhite taşınmış,taşındığı muhitinde kimseyi
tanımamaktan kaynaklı endişemsi hisler duyan biri gibiyken,
sonraları şaşkınlıklarımın yerini
tanışma,kanıksama,içtenleşme,sukunet,kaynaşma gibi
evreler geçirerek ve geçirmeye devam ederek,
blogumu kanıksadığımı ve bu durumun bana güzel hissiyat
duyumsattığını anlıyorum..


endişemsi durumdan kastım, internet kullanımında gugıl
teyzeme yemek tariflerinde, yada mağaza websitelerinden
haberdar olmam için birkaç harf yazmaktan ibaret olan,
samimiyetsiz bir yaklaşımım olduğunu düşündüğümüzde
neyi kastettiğimi azda olsa anlatmış olduğumu sanıyorum..

bir gece ansızın, aklıma gugıl teyzeme 'blog' kelimesini
yazma fikri geldi.önüme bloger çıktı blog oluştur
adımları vs.. ama o kadar acemiyim ki tekrar
tekrar denemelerden sonra blog oluşturuldu yazısını
görünce bilinçsizce oluşturulmuş
blogdan mıdır, yoksa gecenin kör vakti olmasının verdiği
uykusal durumdan mıdır garip bir masumiyetin
sonrasında şaşkınlık dolu bir şekilde bomboş bloguma
bakakaldığımı anımsıyorum:))


gadget,linkwintın,izleyiciler,şu bu vs..ne çok şey var!!
o kadar yabancı o kadar şaşkınım ki..
şimdi şaşkınlığı atlattım,endişelerimden arındım..
sukunet içinde tam benlik bir blogum var,sakin ama
sessiz değil..

vede haber alamadığımda noldu diye meraklandığım bir
çok arkadaşım..gülcan nasıl acaba,egemen iyileşti mi
serpil naptı,böcükler nasıl oldu,prima şimdi işiyle meşkuldur
dolunayın sınavı var,zeynebin toplantısı,teecetveli naptı
kedi nerde,haccecan naptı,tekir gezmeden gelmiş,
direktör neler yapmış,sünter teyze ne anlatmış,meltem
neyi bulup koymuş:)(1000 mglik ilaca hala çatlayarak
gülüyorum)asyaselda ne anlatmış,yass hangi tecrübesini
paylaşmış,mavianne o gün napmış,aysen abla nasıl olmuş
diye uzayıp giden bir liste..

herkesi okuyorum,çoğu zaman ses veriyorum seve seve
okuyorum her yazı beni bir yerlere götürüyor..


hoş ya gerçekten hoş...